Buradasınız

Tanıtım yazısını hazırlarken alışmış olduğumuz belirli kalıplar doğrultusunda anlatmak istedim ancak ortaya klişe cümleler çıktı. “Dönüş yolu” işte tam da bu!... Sıkışıp kaldığımız klişelerden dışarı çıkaracak, koyduğumuz sınırlardan, kendimize ve topluma ait kemikleşen yargılarımızdan, yaşamı kategorize ederek sıkıştırdığımız kutulardan taşan, herhangi bir kalıba sığmayan kalbimizin sesini dinleyerek kendimize ait olana götürecek olan yol. 

Bizi mecburiyetlerin dışına taşıyarak, olmamız gerektiğini düşündüğümüz halden, olduğumuz ancak hayatın akışında unuttuğumuz hale, yani içimizdeki bir’liğe, kendi gücümüze götürecek olan yol. 

Hayatın akışında kim olduğumuzu unutuyor yapmak istediklerimizden çok odağımızı korkularımızda tutarak, yaşamımızdaki endişeyi, kaygıyı ve olumsuzlukları arttırıyoruz. Bir süre sonra da kaybolmuş hissediyoruz. “Ben nereye gidecektim?...şimdi ne yapıyorum? …aslında ne yapmak istiyorum?” gibi soruların içinde boğuluyoruz…

Benim yolculuğum tam bu kırılma noktasında, gerçekten kendimi kaybettiğimi anladığımda başladı. 
Toplumun, ailemin, öğretmenlerimin fikirleri doğrultusunda, yaşadığım sistemin içinde kurgulanmış olan hayatım beni tatmin etmediğin de… O hayata kendimi ait hissetmediğim de…
Ben kimdim? Ne yapmak istiyordum? O anda ne yapıyordum? Nereye doğru gidiyordum ?
Düşüncem hayatımı sınırlıyor, kendimle ilgili yargım beni hayallerimden ve çevreme kurduğum duvarlar yüzünden “diğerlerinden” ayırıyordu…
İlk cevaplar yaşam koçluğu eğitimleri ile gelmeye başladı ancak gerçekten bütüncül olarak kendimi görmem Ayşe Nilgün Arıt’la tanışmam ve şamanizm pratikleri çalışmaya başlamam ile oldu… Hayatta durduğum yeri yeniden sorguladım. Kendime ait gölge ve aydınlık yanlarımı daha perdesiz görüp bulunduğum hali daha net algılar ve dönüştürebilir hale geldim. Doğadan ne kadar yalıtılmış halde yaşadığımızı ve bu yalıtılmışlık içinde hiçbir yere ait hissetmeden, kaybolmuş hissederek ve tüketmeye odaklı yaşamlar sürdüğümüzü anladım.. ..

İki yıl önce Efe Elmas ile Ankhamaya Farkındalık Atölyesi’ni kurmamız hayatıma yeni deneyimler kattı. Hepimizin bu “Dönüş Yolu” nda birlikte olmaya bildiklerini paylaşmaya, kalbinden gelen sesi dinlemek için cesaretlendirilmeye, desteklenmeye ihtiyacı vardı. 
Yollarımıza ayrı ayrı devam etmeye karar verdiğimizde ise bu yolu nasıl düzenleyeceğimi düşündüm. Ancak önce zihnimin sesi ile kalbiminkini dengelemem gerekti çünkü çok uzun yıllardır sadece zihnimin sesiyle kendi sınırlarımı belirlediğim kutunun içinde, yaşamaya alışmıştım. Her şeyle bağ kurmamı sağlayan kalbimin sesini ve bütünün içindeki bir’liğimi unutmuştum. Süreç içinde yaşadığım farkındalıklar ve yaşamımdaki değişikliler ; neşeyle, eğlenceyle,“Dönüş Yolu” na çıkmak isteyen herkesle paylaşma isteği uyandırdı. 

İstedim ki farkındalığımız artsın. Kendimize, yapabilirliğimize, gücümüze, inanalım. Hepimiz kendi içimizdeki o bir’liği, gücü, tanrısallığı hatırlayalım.
İnsanların, yargılamadan, kendilerini sınırlarının içine hapsetmeden, endişe ve kaygıdan uzak, tüm potansiyellerini bütünün hayrına paylaştığını hayal ettim. Sanırım dünyamız, birbirine zarar vermek yerine destekleyen ve tüm canlıları onurlandıran daha yaşanılası bir yer olurdu. 
“Dönüş Yolu” bu niyet ile ortaya çıktı. Ayşe Nilgün Arıt Hocam’ın tüm desteğine ve sevgisine ve yol arkadaşım Efe Elmas’ a tüm kalbimle teşekkür ederim.

Rezervasyon Formu